Kastamonu’dan Ayrı Bir İlçe Gibi Mi Görülüyor?
Karadeniz’in maviliklerine yaslanmış, doğasıyla, tarihiyle ve kültürüyle eşsiz bir coğrafyada bulunan Cide, yıllardır dillendirilen bir soruyla baş başa:
“Neden yatırım alamıyoruz?”
Bu sorunun gölgesinde ise daha derin ve sarsıcı bir algı var:
“Cide, Kastamonu’nun bir ilçesi gibi değil de ayrı bir bölgeymiş gibi mi görülüyor?”
Coğrafi Uzaklık, Siyasal Uzaklık Yaratıyor
Cide’nin Kastamonu şehir merkezine 135 kilometre, yani yaklaşık 2.5 saatlik bir yolculukla ulaşılması gerekiyor. Kışın yoğun kar yağışı, yazın ise dağ yollarının bozukluğu nedeniyle bu mesafe psikolojik olarak daha da uzuyor.
Bu coğrafi uzaklık, zamanla bir siyasal ve yönetsel uzaklığa dönüşmüş durumda. Kastamonu’daki yatırımlar daha çok merkez ve çevresindeki ilçelere yoğunlaşırken, Cide hem ekonomik hem bürokratik anlamda arka planda kalıyor.
Yatırım Haritalarında Görünmeyen İlçe
Tarıma elverişli toprakları, el değmemiş koyları, Aydos ormanları ve turizm potansiyeliyle Cide aslında stratejik bir konumda. Ancak gerek özel sektör gerekse kamu yatırımları açısından görünmeyen bir yer.
- Yatırım teşvik haritalarında Cide’nin adı nadiren geçiyor.
- Organize sanayi yatırımları ilçeye uğramıyor.
- Sağlık, ulaşım, eğitim gibi temel kamu yatırımları yıllardır sınırlı ölçekte kalıyor.
Oysa aynı potansiyele sahip kıyı ilçeleri, örneğin Amasra, Sinop veya Abana, son yıllarda çok daha fazla tanıtım ve destek alıyor.
Siyasal Temsil Zayıflığı
Bir başka mesele de siyasi temsil eksikliği. Cide’den çıkan bürokrat, milletvekili ya da etkili yerel lider sayısı oldukça az. Kastamonu merkezli siyasetin ve bürokrasinin gündeminde Cide nadiren yer buluyor. İlçede halkın oy potansiyeli yüksek olmasına rağmen, yönetsel talepler güçlü bir şekilde Ankara’ya ulaştırılamıyor.
Bu da karar alma mekanizmalarında Cide’nin çoğu zaman sesi duyulmayan bir ilçe haline gelmesine neden oluyor.
Kastamonu’dan Ayrı Gibi Algılanmak
Cide’nin halkı da zaman zaman bu algıyı güçlendiriyor. “Biz Kastamonu’ya değil Karadeniz’e daha yakınız”, “İnebolu bile bize uzak, biz Bartın’a daha yakınız” gibi ifadeler, Cide’nin kültürel ve ekonomik aidiyet sorununu gözler önüne seriyor.
Turizmde İstanbul-Bartın hattına entegre olma çabası, sağlıkta Zonguldak sevk zincirine bağlanma talepleri gibi örnekler bu kopukluğu net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ne Yapmalı?
- Ulaşım altyapısı güçlendirilmeli: Kastamonu-Cide yolu modernize edilmeli, sahil yoluna bağlanan düzenli toplu taşıma hattı kurulmalı.
- Cide için özel bir kalkınma planı hazırlanmalı: Turizm, tarım ve kültür öncelikli sektörlerde devlet destekli bölgesel teşvik politikaları hayata geçirilmeli.
- Siyasi ve yerel temsil güçlenmeli: İlçede seçilen yöneticilerin yerel ihtiyaçları daha kararlı ve sürekli biçimde Ankara’ya taşıyacak bir iletişim ağı kurması şart.
- Sivil toplum ve halk örgütlenmeli: Cide’nin kanaat önderleri, dernekleri ve gençleri, yatırım ve kalkınma konusunda ortak vizyon geliştirmeli.
Sonuç Yerine
Cide, coğrafi olarak bir ucun ilçesi olabilir ama kültürel olarak Anadolu’nun merkezinde duran bir yerdir. Rıfat Ilgaz’ın dizelerinde, Aydos’un ormanlarında, Gideros’un rüzgârında yaşayan bir ruhu vardır.
Bu ruhun sesi daha gür çıkmalı.
Çünkü Cide’nin ne Kastamonu’dan ne Türkiye’den ayrı düşmeye tahammülü yoktur.


