Türkiye’de artan gıda ve temel ihtiyaç fiyatları, sendika ve araştırma kuruluşlarının her ay yayımladığı “açlık” ve “yoksulluk” sınırı raporlarına da sert şekilde yansıyor. Son veriler, dört kişilik bir ailenin sadece sağlıklı beslenebilmesi için gereken tutarın 28 bin TL bandını aştığını; barınma, ulaşım, eğitim, sağlık gibi zorunlu giderlerle birlikte “insanca yaşam” maliyetinin ise 90 bin TL’nin üzerini gördüğünü ortaya koyuyor.
TÜRK-İŞ: Açlık sınırı 28.412 TL, yoksulluk sınırı 92.547 TL
TÜRK-İŞ’in Ekim 2025 çalışmasına göre Ankara’da yaşayan dört kişilik bir aile için:
- Açlık sınırı (yalnızca gıda harcaması): 28.412 TL
- Yoksulluk sınırı (gıda + tüm temel harcamalar): 92.547 TL
Raporda mutfak enflasyonunun aylık yükselişini sürdürdüğü, temel gıda kalemlerindeki artışın aile bütçesini giderek daha fazla zorladığı vurgulandı.
BİSAM: Yoksulluk sınırı 90 bin TL’ye dayandı
DİSK/Birleşik Metal-İş’e bağlı BİSAM’ın 2025 yaz dönemi raporları da benzer bir tabloya işaret ediyor. Ağustos 2025 hesaplamasında dört kişilik bir aile için:
- Açlık sınırı: 26.149 TL
- Yoksulluk sınırı: 90.450 TL
BİSAM verileri, özellikle büyükşehir fiyatlarının etkisiyle barınma ve ulaştırma giderlerinin yoksulluk sınırını hızla yukarı çektiğini gösteriyor.
Birleşik Kamu-İş: Asgari ücret açlık sınırının altında
Birleşik Kamu-İş/KAMU-AR’ın son açıklamalarında, 2025 net asgari ücretinin 22.104 TL seviyesinde kaldığı hatırlatılarak, bu gelirin dört kişilik bir ailenin temel gıda harcamasını dahi karşılamaya yetmediği belirtildi. Konfederasyonun verileri açlık sınırının 28 bin TL bandında seyrettiğini, yoksulluk sınırının ise 88 bin TL civarında olduğunu ortaya koyuyor.
Geçim makası büyüyor
Ortaya çıkan tabloya göre:
- Açlık sınırı, asgari ücreti yaklaşık 6 bin TL’den fazla geçiyor.
- Yoksulluk sınırı, tek maaşlı hanelerde “zorunlu giderlerin tamamını karşılama” ihtimalini neredeyse ortadan kaldırıyor.
Ekonomistler ve emek örgütleri, gıda fiyatlarının yanı sıra kira, enerji ve ulaşım kalemlerindeki artışın da haneleri hızla yoksulluk sınırına yaklaştırdığını; ücretlerin ise bu yükselişi takip edemediğini vurguluyor.
Türkiye’de açlık ve yoksulluk sınırındaki bu yükseliş, özellikle dar ve sabit gelirli kesimlerin yaşam koşullarının ağırlaştığını gösterirken, ücret politikaları ve sosyal desteklerin yeniden ele alınması gerektiği yönündeki tartışmaları da güçlendiriyor.

















